İPTAL DAVASI

İptal davaları, idari yargı yerlerinde görülen dava türlerinden biridir.2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 2/1-a maddesinde düzenlenmiştir.  İptal davaları, idari işlemler hakkında konu, yetki, amaç, şekil ve sebep yönlerinden biri sebebiyle hukuka aykırı olmaları halinde iptalleri için menfaati ihlal olanlar tarafından açılan davalardır.

Kişiye karşı idare tarafından tesis edilmiş bir işlem varsa ve bu işlem kişinin menfaatini ihlal ediyorsa, kişi bu işleme karşı idare mahkemelerinde iptal davası açabilir.  İptal davalarında verilen karar geçmişe etkilidir.

İPTAL DAVASI HANGİ MAHKEMELERDE AÇILABİLİR

İptal davasına bakmakla görevli mahkemeler, olayın niteliğine göre değişmektedir. İlk derece mahkemesi olarak görevli mahkemeler

  1. İdare Mahkemeleri
  2. Vergi Mahkemeleri

İstinaf mahkemesi olarak ikinci derece mahkeme ; Bölge İdare Mahkemesi’dir.

Temyiz mahkemesi olarak üçüncü derece mahkeme ise Danıştay’dır.Danıştay bazı davalarda ilk derece mahkemesi olarak görevlidir.

İPTAL DAVASI AÇMA SÜRESİ

İptal davası genel olarak işlemin kişiye tebliğ edilmesiyle yahut işlemin niteliğine göre ilan edildiği tarihten itibaren belirli bir dava açma süresi içerisinde açılmalıdır. Bu süreler işlemin niteliğine göre özel ve genel dava açma süresi olarak ayrılır.

Genel olarak iptal davası açma süresi İdare Mahkemelerinde ve Danıştay’da 60 GÜNDÜR. Vergi mahkemelerinde ise 30 GÜNDÜR. Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir.

 Özel dava açma süresi ise, idari işlemin niteliğine göre özel yasalarla veya özel maddelerle genel dava açma süresi dışında, dava açma süreleri öngörülebilir. Özel dava açma süresinin uygulanabilmesi için, idare tarafından uygulanan işlemle bu süre açıkça gösterilmelidir. Gösterilmediği durumlarda genel dava açma süresi uygulanmaktadır.

Dava açma süreleri İYUK md 7’de aşağıdaki gibi gösterilmiştir;

Dava açma süresi:

Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,

b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği;

Tarihi izleyen günden başlar.

3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar.

4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.

İDARİ İŞLEMLERE ÜST MAKAMLARA İTİRAZ EDİLDİĞİNDE DAVA AÇMA SÜRESİ

 İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 30 GÜN içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. ( İYUK md 11) İdare, olumsuz olarak cevap verdiğinde, bu cevap kişiye tebliğ edildikten sonra süre devam eder. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI

Yürütmenin durdurulması, idare tarafından aleyhine iptal davası açılan işlemin henüz dava sonuçlanmadan uygulanması halinde, menfaati ihlal edilen kişinin zarara uğramasını engellemek için verilen geçici bir karardır. YD kararı, iptal davasına konu olan işlemin mahiyetine göre istenebilir. Özel hukuktaki “tedbir” kararı gibi düşünülebilir.  Yürütmenin durdurulması talepli açılan davalarda, hakim öncelikle yürütmenin durdurulmasına ilişkin bir ara karar verir. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.Yürütmenin  durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri  Kurullarına, bölge  idare  mahkemesi   kararlarına  karşı  en  yakın  bölge  idare  mahkemesine,  idare  ve  vergi  mahkemeleri   ile    tek  hakim   tarafından  verilen   kararlara   karşı  bölge  idare  mahkemesine  kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir.Yürütmenin durdurulması İYUK md 27 ‘de düzenlenmiştir.

Yürütmenin durdurulması

Madde 27

1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.

2. Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir(Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.(1)

 ..6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.(1)  

7. Yürütmenin  durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri  Kurullarına, bölge  idare  mahkemesi   kararlarına  karşı  en  yakın  bölge  idare  mahkemesine,  idare  ve  vergi  mahkemeleri   ile    tek  hakim   tarafından  verilen   kararlara   karşı  bölge  idare  mahkemesine  (…)(2) kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

İDARİ İŞLEM DAVA SONUCUNDA İPTAL EDİLİRSE NE OLUR

İdari işlem, mahkeme tarafından iptal edildikten sonra, edildiği andan itibaren tüm sonuçlarıyla birlikte geçmişe etkili olarak yürürlükten kalkar.İdari işlemlerin yol açtığı zararların maddi karşılığı için, iptal davasının sonrasında yahut iptal davası ile birlikte TAM YARGI DAVASI açılabilir.

ÖRNEK DANIŞTAY KARARLARI

MEMURLAR HAKKINDA VERİLEN DİSİPLİN CEZALARINA İLİŞKİN AÇILAN İPTAL DAVALARI İLE İLİŞKİLİ KARARLAR

  • Danıştay 10. Dairesi 23.10.1989 tarihli ve E 1989/203, K 1989/1825 sayılı Kararında geçmiş hizmetleri ve sicilleri olumlu olan memurlar hakkında bir derece hafif disiplin cezası verilmemesini hukuka aykırı bulmuştur.
  • Danıştay 8. Dairesi, 28.10.1991 tarihli ve E 1991/1399, K 1911/1677 sayılı Kararında, şartların varlığın rağmen bir alt ceza uygulanmaması durumunda bunun nedeninin açıklanması gerektiğini belirtmiş, başarı belgesi alan, geçmiş hizmetleri olumlu ve sicili temiz olan personele gerekçe gösterilmeksizin bir alt ceza uygulanmamasını hukuka aykırı bulmuştur.
  • Danıştay 8. Dairesinin 2004/341 sayılı kararında vurgulandığı üzere “sözlü sınavın doğası gereği, ilgilinin sınav sırasındaki performansının değerlendirilmesi söz konusudur. Ses ve görüntü kaydı ya da detaylı tutanak tutulmadıktan sonra, ilgilinin sözlü sınav performansının sonradan değerlendirilmesinin yapılamayacağını” kabul etmek gerekmektedir.

Yukarıda kısaca değindiğimiz, idarenin işlemlerine karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları, oldukça teknik davalar olup, hak ihlaline maruz kalmamak için avukat ile takip edilmesi önemle tavsiye edilir.

BİZE ULAŞIN

Av. Funda Güney Kökçınar Telefon : 0507 842 25 65

Categories:

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yorumlar